Finans haberlerinde zaman zaman şu tür bir başlıkla karşılaşabilirsiniz:
“Türkiye’nin Kredi Temerrüt Takası (CDS) primi 217 baz puana geriledi.”
Finans sektörüyle doğrudan ilgilenmeyen biri için bu ifade, günlük hayatla veya yatırım kararlarıyla pek ilgisi olmayan teknik bir rakam gibi görünebilir.
Ancak gerçekte durum farklıdır.
CDS, uluslararası piyasaların ve yatırımcıların bir ülkenin ekonomisine ilişkin algıladığı risk seviyesini ölçmek için kullandığı önemli göstergelerden biridir. Bu nedenle CDS’in yükselmesi veya düşmesi; ekonomik güven, finansman maliyetleri, sermaye hareketleri ve hatta Türkiye’de gayrimenkul yatırımı gibi sektörlere yönelik yatırımcı iştahı hakkında önemli sinyaller verebilir.
Türkiye’nin CDS priminin yaklaşık 217 baz puana gerilemesiyle birlikte temel soru şu hale geliyor:
Türkiye’de algılanan riskin azalması yatırımcı, tüketici ve gayrimenkul piyasası açısından ne anlama geliyor?
CDS Nedir? Basitçe Nasıl Açıklanabilir?
Credit Default Swap – CDS, en basit haliyle borcun ödenememe riskine karşı yapılan bir tür sigorta olarak düşünülebilir.
Konuyu daha anlaşılır hale getirmek için bir örnek verelim.
Bir kişiye borç vereceğinizi düşünün.
Bu kişinin düzenli geliri ve güçlü bir finansal geçmişi varsa, geri ödeme konusunda kendinizi daha güvende hissedersiniz ve borç verirken yüksek bir risk primi talep etmezsiniz.
Ancak kişinin borcunu geri ödeme konusunda şüpheleriniz varsa, üstlendiğiniz riski telafi etmek için daha yüksek bir getiri talep edebilir veya olası bir temerrüt durumuna karşı kendinizi sigortalayabilirsiniz.
Uluslararası piyasaların ülkeleri değerlendirirken kullandığı mantık da buna benzer.
Bu nedenle CDS’i, uluslararası piyasaların bir ülke ekonomisinde gördüğü riski ölçen finansal bir “termometre” olarak değerlendirmek mümkündür.
CDS’in Yükselmesi veya Düşmesi Ne Anlama Gelir?
Temel mantık oldukça basittir.
CDS Yükseldiğinde
Piyasaların ilgili ülkedeki riskleri daha yüksek gördüğü anlamına gelir.
Bunun sonucunda ülkenin borçlarını sigortalamanın maliyeti yükselir ve uluslararası piyasalardan borçlanmak daha pahalı hale gelebilir.
CDS Düştüğünde
Genellikle yatırımcıların ülkeye ilişkin risk algısının iyileştiğine ve ekonominin finansal yükümlülüklerini yerine getirebilme kapasitesine yönelik güvenin arttığına işaret eder.
Bu nedenle Türkiye’nin CDS priminin 217 baz puana gerilemesi, piyasanın Türkiye ekonomisine ilişkin risk değerlendirmesinde olumlu bir gelişme olarak yorumlanabilir.
Türkiye İçin CDS’in Düşmesi Neden Önemli?
CDS’in düşmesi, ekonomideki tüm sorunların ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Ancak piyasaların bir ekonominin genel yönünü değerlendirirken takip ettiği önemli göstergelerden biridir.
CDS’teki gerilemenin, finansman maliyetlerinden yabancı yatırımcı iştahına kadar farklı alanlarda etkileri olabilir.
1. Daha Düşük Risk, Finansman Maliyetlerinin İyileşmesine Katkı Sağlayabilir
Bir ülkenin taşıdığı risk piyasalar tarafından ne kadar düşük değerlendirilirse, devletin, bankaların ve şirketlerin uluslararası piyasalardan finansmana erişimi görece daha kolay ve daha düşük maliyetli hale gelebilir.
Başka bir ifadeyle, risk primindeki düşüş borçlanma maliyetlerinin azalmasına katkı sağlayabilir.
Bu önemlidir çünkü finansman maliyetleri yalnızca devleti etkilemez.
Ekonomi birbiriyle bağlantılı birçok unsurdan oluşur:
- Bankalar
- Şirketler
- Yatırım projeleri
- İnşaat sektörü
- Sanayi
- Ticaret
- Tüketiciler
Finansman koşullarının daha istikrarlı hale gelmesi, zaman içinde ekonomik faaliyetler ve yatırımlar için daha elverişli bir ortam oluşturabilir.
Ancak bunun anlık veya otomatik bir sonuç olmadığını belirtmek gerekir.
İç faiz oranları, enflasyon, para politikası ve Türk lirasının seyri de sürecin önemli parçalarıdır.
2. Riskin Azalması Yabancı Sermaye Girişlerini Destekleyebilir
Sermaye her zaman risk ve getiri arasında bir denge arar.
Bu nedenle yabancı yatırımcı yalnızca potansiyel kazanca bakmaz.
Aynı zamanda şu sorulara da cevap arar:
- Ekonomi ne kadar istikrarlı?
- Finansal risk seviyesi ne durumda?
- Piyasaya giriş ve çıkış ne kadar kolay?
- Döviz kurunun geleceği nasıl görünüyor?
- Ekonomi politikaları ne kadar öngörülebilir?
CDS gibi göstergeler tam da bu noktada önem kazanır.
Algılanan risk azaldığında, ülke yatırım fonları, şirketler ve yabancı sermaye açısından daha cazip hale gelebilir.
Bu, CDS düştüğü anda yatırımların otomatik olarak ülkeye akacağı anlamına gelmez.
Ancak yabancı yatırımcıların değerlendirdiği birçok gösterge arasında olumlu bir sinyal olarak kabul edilebilir.
3. Şirketler ve Yeni Projeler Açısından Ne Anlama Gelebilir?
Risk primindeki gerileme Türk şirketleri açısından da önemli olabilir.
Özellikle uluslararası piyasalardan veya bankalardan finansman sağlayan büyük şirketler, borçlanma maliyetlerinden doğrudan etkilenir.
Ülkenin genel risk görünümü iyileştikçe finansman koşulları zaman içinde daha elverişli hale gelebilir.
Bu durum şirketlerin:
- Faaliyetlerini büyütmesini
- Yeni projeler finanse etmesini
- Yatırımlarını artırmasını
- Yeni istihdam oluşturmasını
- Üretim ve hizmet kapasitesini geliştirmesini
destekleyebilir.
Ekonomik aktivitenin güçlenmesiyle birlikte bu etkiler farklı sektörlere de yayılabilir.
Riskin Azalması Türkiye Gayrimenkul Piyasası İçin Ne Anlama Geliyor?
Gayrimenkul yatırımcıları açısından konunun en önemli kısmı burada başlıyor.
Gayrimenkul piyasası ekonomiden bağımsız hareket etmez.
Sektörün gücü birçok faktöre bağlıdır:
- Faiz oranları
- Finansman maliyetleri
- Ekonomik güven
- Satın alma gücü
- Yabancı yatırım
- İç talep
- İnşaat maliyetleri
- Kur istikrarı
Bu nedenle CDS primindeki düşüş, diğer ekonomik göstergelerin de iyileşmesi halinde gayrimenkul sektörünü destekleyen unsurlardan biri olabilir.
Ekonomik Güven Gayrimenkul Yatırımlarında Neden Önemli?
Gayrimenkul yatırımı genellikle uzun vadeli bir karardır.
Bir yatırımcı bugün gayrimenkul satın aldığında yalnızca mevcut şartlara değil, önümüzdeki birkaç yıl içinde ortaya çıkabilecek koşullara da bakar.
Bu nedenle ekonomiye duyulan güvenin artması, bazı yatırımcıların gayrimenkul gibi uzun vadeli varlıklara daha fazla yönelmesine katkı sağlayabilir.
Yatırımcıların yeni projelere girme isteği genellikle şu tablo oluştuğunda güçlenir:
Risk azalıyor, istikrar güçleniyor ve geleceğe ilişkin görünüm daha öngörülebilir hale geliyor.
Yeni Gayrimenkul Projeleri Bundan Faydalanabilir mi?
Gayrimenkul projeleri, özellikle geliştirme ve inşaat aşamasında yüksek miktarda sermaye ve finansmana ihtiyaç duyar.
Bu nedenle finansman ortamındaki iyileşme, gayrimenkul geliştiricileri açısından olumlu olabilir.
Ekonomik koşulların iyileşmesi halinde yeni projelerin hayata geçirilmesi veya mevcut projelerin daha hızlı tamamlanması kolaylaşabilir.
Ancak yatırımcıların proje seçerken yalnızca makroekonomik verilere güvenmemesi gerekir.
İyi bir gayrimenkul yatırımı hâlâ şu unsurlara bağlıdır:
- Geliştirici firmanın gücü
- Projenin konumu
- İnşaat kalitesi
- Altyapı
- Sosyal olanaklar ve hizmetler
- Bölgedeki gerçek talep
- Kiralama ve yeniden satış potansiyeli
CDS’in Düşmesi Gayrimenkul Fiyatlarının Artacağı Anlamına mı Gelir?
Hayır, bu doğrudan bir sonuç değildir.
Bu ayrım oldukça önemlidir.
CDS’teki gerileme gayrimenkul fiyatlarını doğrudan gösteren bir veri değildir.
Türkiye’nin CDS primi düşerken belirli bir bölgede gayrimenkul fiyatları sabit kalabilir veya arz-talep koşullarına bağlı olarak farklı bir yönde hareket edebilir.
Ancak riskin azalması, yatırım açısından daha olumlu bir ekonomik ortamın oluşmasına katkı sağlayabilir.
Bu ortam zamanla gayrimenkul dahil çeşitli varlık piyasalarını destekleyebilir.
Basitçe ifade etmek gerekirse:
CDS size bir dairenin fiyatını söylemez; ancak o dairenin bulunduğu ekonomideki risk ve güven seviyesini anlamanıza yardımcı olur.
Bu Durum Yabancı Gayrimenkul Yatırımcısı İçin Ne İfade Ediyor?
Yabancı yatırımcılar piyasayı yerli alıcılardan biraz farklı değerlendirir.
Genellikle şu unsurları takip ederler:
- Makroekonomik görünüm
- Döviz kurları
- Politik ve finansal riskler
- Beklenen getiri
- Yatırım yapma kolaylığı
- Gayrimenkulün gelecekteki değeri
- Piyasanın yeni alıcı çekme kapasitesi
Bu nedenle ülke riskindeki gerileme, Türkiye’nin genel yatırım görünümüne olumlu bir unsur ekler.
Bu özellikle yalnızca kişisel kullanım için gayrimenkul almak yerine uzun vadeli yatırım fırsatı arayan yabancı yatırımcılar açısından önemlidir.
Türkiye’de Gayrimenkul Talebi Yalnızca Yatırım Amaçlı Değil
Türkiye gayrimenkul piyasasının önemli özelliklerinden biri, talebin yalnızca yatırımcılardan gelmemesidir.
Piyasada farklı alıcı grupları bulunur:
- Sürekli ikamet etmek isteyenler
- Sermaye değer artışı hedefleyen yatırımcılar
- Tatil evi arayanlar
- Kira geliri elde etmek isteyenler
- İleride yeniden satış planlayanlar
- Portföy çeşitlendirmek isteyen yabancı yatırımcılar
Talebin farklı kaynaklardan gelmesi, ekonomik koşullar iyileştiğinde piyasanın dinamizmini korumasına yardımcı olabilir.
İstanbul ve Yalova Ekonomik Güvendeki Artıştan Faydalanabilir mi?
Risk seviyesindeki düşüşün etkisi her şehirde aynı olmayacaktır.
İstanbul, Türkiye’nin en büyük ekonomik ve gayrimenkul merkezi olması nedeniyle yatırımcı güvenindeki iyileşmeden yararlanabilecek şehirlerin başında gelir.
Bunda piyasa büyüklüğü, yüksek likidite ve çeşitli talep kaynakları önemli rol oynar.
Yalova ise farklı bir yatırım profili sunar.
Şehir şu avantajları bir arada barındırır:
- İstanbul’a yakınlık
- Deniz ve doğal yaşam
- İstanbul’un birçok bölgesine kıyasla daha düşük giriş maliyetleri
- Modern konut projeleri
- Hem konut hem turizm amaçlı talep
- Büyük şehirlere ulaşımı kolaylaştıran kara yolu ve feribot bağlantıları
Bu özellikler, ekonomik ve yatırımcı güveninin güçlendiği dönemlerde Yalova’yı takip edilmesi gereken gayrimenkul piyasalarından biri haline getirebilir.
CDS’in Yanında Hangi Göstergeler Takip Edilmeli?
Bilinçli bir yatırımcı yalnızca tek bir göstergeye dayanarak karar vermez.
Türkiye piyasasının yönünü daha sağlıklı değerlendirebilmek için farklı ekonomik göstergeleri birlikte izlemek gerekir.
Enflasyon
Enflasyondaki kalıcı gerileme, fiyat istikrarını ve ekonomik planlama ortamını destekleyebilir.
Faiz Oranları
Faizlerde sürdürülebilir bir düşüş trendi, gayrimenkul finansmanı ve talebi üzerinde önemli bir etki yaratabilir.
Türk Lirasının Döviz Kuru
Kur istikrarı hem yerli hem de yabancı yatırımcılar açısından önemlidir.
Yabancı Sermaye Girişleri
Yabancı yatırımlardaki artış, piyasaya yönelik güvenin güçlendiğinin göstergelerinden biri olabilir.
Gayrimenkul Satışları
İşlem sayıları, fiyatlar ve gerçek alıcı talebi, makroekonomik iyileşmenin gayrimenkul sektörüne yansıyıp yansımadığını anlamaya yardımcı olur.
CDS’in Düşmesi Risklerin Tamamen Ortadan Kalktığı Anlamına Gelmez
Göstergeyi gerçekçi biçimde değerlendirmek gerekir.
CDS’in daha düşük seviyeye gerilemesi, Türkiye ekonomisindeki tüm risklerin ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Ekonomiler çok sayıda iç ve dış faktörden etkilenir.
Ayrıca finansal göstergeler, küresel ve yerel koşullardaki değişimlere bağlı olarak hızlı hareket edebilir.
Bu nedenle CDS’in 217 baz puana gerilemesi şu şekilde okunmalıdır:
Piyasaların Türkiye’ye ilişkin risk algısında bir iyileşme yaşandığını gösteren bir sinyal; ancak gelecekteki ekonomik veya yatırım performansı için bir garanti değil.
Gayrimenkul Yatırımcısı Makroekonomik Verileri Neden Takip Etmeli?
Gayrimenkul yatırımında yapılan yaygın hatalardan biri, satın alınacak gayrimenkulü genel ekonomik şartlardan bağımsız değerlendirmektir.
Çok iyi bir proje bulabilirsiniz.
Ancak piyasaya giriş zamanlaması, projenin kalitesi kadar önemli olabilir.
Bu nedenle profesyonel bir yatırımcı üç seviyeyi birlikte değerlendirir:
Ekonomi → Gayrimenkul piyasası → Gayrimenkulün kendisi
Ekonomik göstergeler iyileşiyor, bölgedeki gayrimenkul talebi güçlü seyrediyor ve seçilen gayrimenkulün temelleri sağlamsa, yatırım kararı tek bir göstergeye dayanan karardan çok daha güçlü hale gelir.
Türkiye CDS Hakkında Sık Sorulan Sorular
CDS nedir?
CDS veya Credit Default Swap, bir borçlunun veya ülkenin borcunu ödeyememe riskine karşı yapılan sigortanın maliyetini ifade eder.
Yatırımcılar tarafından kredi riskini değerlendirmek için kullanılan göstergelerden biridir.
Türkiye’de CDS’in düşmesi ne anlama geliyor?
Genellikle piyasaların Türkiye’ye ilişkin risk algısının önceki seviyelere göre azaldığını ve yatırımcı güveninde iyileşme olabileceğini gösterir.
CDS düşerse faizler de otomatik olarak düşer mi?
Hayır.
Daha düşük risk, dış finansman koşullarının iyileşmesine katkı sağlayabilir.
Ancak Türkiye’deki politika faizleri, para politikası, enflasyon ve diğer ekonomik koşullar doğrultusunda belirlenir.
CDS gayrimenkul piyasasını etkiler mi?
Etkisi doğrudan değil, dolaylıdır.
Risk seviyesinin azalması ekonomik güveni, finansman koşullarını ve yatırım girişlerini destekleyebilir.
Diğer piyasa koşulları da uygun olduğunda bu gelişmeler gayrimenkul sektörüne olumlu yansıyabilir.
CDS’in düşmesi gayrimenkul almak için doğru zaman olduğu anlamına mı gelir?
Hayır.
Gayrimenkul satın alma kararı yalnızca CDS göstergesine dayanarak verilmemelidir.
Lokasyon, fiyat, beklenen getiri, proje kalitesi, piyasa koşulları ve yatırımcının kendi hedefleri birlikte değerlendirilmelidir.
Türkiye’nin CDS risk priminin 217 baz puana gerilemesi, yalnızca finans piyasalarında görülen teknik bir rakamdan ibaret değildir.
Bu gelişme, yatırımcıların Türkiye ekonomisine ilişkin risk değerlendirmelerinde yaşanan önemli bir değişimi yansıtır.
Bu eğilimin düşük enflasyon, kur istikrarı ve daha uygun finansman koşullarıyla birlikte devam etmesi halinde; sermaye hareketleri, finansal piyasalar ve gayrimenkul sektörü açısından daha olumlu sonuçlar ortaya çıkabilir.
Yatırımcı açısından çıkarılması gereken en önemli sonuç şudur:
Ekonomik güven, çoğu zaman yatırım hareketliliğinden önce iyileşmeye başlar.
Piyasalar her zaman tüm göstergelerin tamamen düzelmesini beklemez.
Bazı dönemlerde yatırım fırsatları, göstergeler olumsuzluktan iyileşmeye doğru dönmeye başladığında ve sonuçlar henüz herkes tarafından açık biçimde görülmediğinde ortaya çıkar.
Gayrimenkul yatırımında ise en güçlü kararlar hâlâ makroekonomik görünümü, doğru lokasyonu, doğru projeyi ve gayrimenkulün gerçek değerini yansıtan doğru fiyatı birlikte değerlendirmekten geçer.
OmranTRK olarak başarılı bir gayrimenkul yatırımının yalnızca bir daire aramakla başlamadığına inanıyoruz.
Doğru yatırım; piyasayı anlamak, ekonomik koşulları doğru okumak ve satın alma kararından önce yatırım hedefini net biçimde belirlemekle başlar.
Yazan: Abdülaziz El-Kaşif
Uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme ve analiz amacıyla hazırlanmıştır. Gelecekteki piyasa performansı için herhangi bir garanti oluşturmaz ve doğrudan finansal yatırım tavsiyesi niteliğinde değildir. Her yatırım, yatırımcının kendi koşulları ve hedefleri doğrultusunda ayrıca değerlendirilmelidir.
Tartışmaya Katıl